Connect with us

SAĞLIKLI YAŞAM

Gluten Nedir? Gluten Nelerde Bulunur? Zararları Nelerdir?

Published

on

Gluten Nedir? Gluten Nelerde Bulunur? Zararları Nelerdir?

Protein ailesinden olarak ifade edilebilecek olan gluten nedir, ne faydası vardır? Öncelikle gluten buğday, yulaf, arpa gibi tahıllarda bulunan bir protein ailesidir. Protein ailesi denmesinin sebebi glütenin ve gliadin adında iki ana proteinden proteinden oluşmasıdır. Özellikle gliadin sağlık sorunlarının oluşmasından sorumlu olan proteindir. Un ile su karıştırıldığında, gluten proteinleri tutkal benzeri bir kıvama getirip yapışkan bir ağ içinde buluşturur.  Tutkala benzeyen bu yapı hamurun da elastik bir yapıda olmasını sağlar. Gluten nedir? sorusunun temel yanıtı; katı cisimlerin parçalarını birbirine yapıştıran madde olarak yapılacaktır. Hamurun elastik yapıda olmasını sağlayan bu özellik aynı zamanda ekmeğin piştiğinde kabarmasına da etki eder. Ekmeğin kabarık bir yapıda olmasını sağlar. Glu – ten ismi ıslak hamurun tutkal benzeri yapısı göz önünde bulundurularak türetilen bir isimdir.

Gluten Zararlı mı Faydalı mı?

Sahip olduğu yapı, işlevselliği akıllara direkt olarak gluıten zararlı mıdır sorusunu getiriyor. Çoğu insanın düşüncesi zararlı olmadığı yönündedir. Sağlık koşullarına bakılarak, kişinin öznel durumlarına bakılarak etkinin zararlı olması da söz konusu olabilir. Yapılan bazı araştırmalar, glüten hastalıklara faydalı olabileceği yönünde sonuçlar doğurmuştur. Aksine özellikle çölyak hastalığı gibi bazı sağlık sorunları olan kişilerin ise glutenden kaçınmaları gerekmektedir.

Peki, çölyak hastalığı nasıl bir hastalıktır? Gluten intoleransın en ciddi şekli olan bu hastalık, nüfusun %0.7-1’i gibi yüksek bir oranı etkilemektedir. Bu hastalık bir otoimmün bozukluktur ve vücudun gluteni yabancı bir madde olarak algılamasına sebep olur. Yabancı ve zararlı bir madde olarak algılanan gluteni vücuttan atmak için bağşıklık sistemi devreye girer. Devreye giren bağışıklık sistemi hem vücuttaki glutene hemde bağırsak duvarlarına saldırır. Ancak glutene ve bağırsak duvarına karşı yapılan bu saldırı aslında vücuda fazlasıyla zarar vererek farklı bazı sağlık sorunlarının meydana gelmesine sebep olur.

Hastalığın semptomları arasında ince bağırsakta doku hasarı, sindirim rahatsızlığının olması, baş ağrısı, yorgunluk, zayıflama, depresyon, deri döküntüsü, yorgunluk, anemi gibi problemlerin ortaya çıkması da söz konusu olabilir.

Gluten ile Çölyak Hastalığı İlişkisi

Pek çok kişi tarafından çölyak hastalığına pozitif bakılır. Ancak yine de glutene karşı negatif tepki gösterilir. Çölyak olmayan glüten duyarlılığı olarak isimlendirilen bu durum, yaklaşık olarak %5 ile %13 arasında kişide görülür. Glüten duyarlılığının belirtileri arasında şişkinlik, yorgunluk, mide ağrısı, depresyon var. Genel olarak açık bir tanım, çölyaksız glüten duyarlılığı için yapılamıyor. Fakat bir hastanın glütene karşı olumsuz tepki göstermesi durumunda teşhis edilmesi mümkün olabilir. Alerjiler ise göz ardı edilecektir.

Gluten ile Hassas Bağırsak Hastalığı İlişkisi

Hassas bağırsak hastalığı aynı zamanda hassas bağırsak sendromu olarak biliniyor. IBS olarak kısaca ifade edilen bu hastalık; karın ağrısı, diyare, gaz gibi problemlere yol açıyor. Bu semptomların gösterildiği bir sindirim bozukluğu olarak açıklanabilir. Kronik bir durum olduğundan, birçok kişi diyet – yaşam tarzı ve stres yönetimi ile bu durumun önüne geçebilir. Çeşitli araştırmalar glütensiz diyet ile bu problemin daha kolay çözülebileceği yönündedir. Sizin için uygun olan diyet programı uzman tarafından oluşturulabilir. Bu şekilde sorunu olan kişiler için yapılacak olan diyet programı, zayıflamak isteyen kişilerin de olumlu sonuç çıkarmasını sağlayabilir.

Gluten ile Buğday Alerjisi İlişkisi

%1 oranında buğday alerjisi oranı var. Bakıldığında nüfus için son derece azınlıktır. Gluten ile buğday alerjisi ilişkisi kapsamında sindirim sorunlarının ortaya çıkabileceği sonucu çıkıyor. Gluten tüketiminin ardından kişide sindirim problemi ortaya çıkabiliyor. Ayrıca yapılan bazı araştırmalar ile glütensiz diyet sonucunda otizm hastalığının etkisinin azalmasına faydalı olabileceğini göstermiş. Diyetisyenlerin kişisel hastalıklar üzerinden titiz bir şeklide diyet programı oluşturması halinde, çok daha avantajlı sonuçlar alınması sağlanabilir.

Doktor kontrolü;

Yapılacak olan diyet programında doktor kontrolü olması önemlidir. Elbette kişinin yaşı, cinsiyeti, kilo durumu ve ideal kilosu gibi pek çok husus dikkate alınarak doktor kontrolünde kilo verilmesi çok daha hızlı ve sağlıklı şekilde olacaktır.

Gluten Hassasiyeti

Gluten intolerans sindirim rahatsızlığı ile ortaya çıkar. En yaygın gösterge olarak sindirim problemi gösterilir. Bunun aynında anemi ya da kilo alma problemi de direkt olarak görülebilecek olan semptomlar arasında olacaktır. Rahatsızlığa neyin yol açtığını anlamak ise doktor kontrolünden sonra olabilir. Çölyak hastalığının kontrol edilmesi bu aşamada olabilir.

Doktor kontrolü;

Elbette hastalık teşhisi konmadan önce doktor kontrolünün olması son derece önemlidir. Bunun gözetilmesi durumunda, çok daha net sonuçlar alınması sağlanacaktır. Kişinin belirtileri göstermesi durumunda mutlaka tıbbi destek alması önerilir.

Gluteni Yüksek Olan Gıdalar Hangileri?

Gluteni yüksek olan gıdalar hangisidir? En yaygın olan kaynaklar aşağıda verilmiştir. Kişinin yapacağı diyet ya da kendi günlük gıda tüketimi, verilen bilgilere göre olabilir. Sizin için uygun olan gıda tüketimi ile glüten kontrollerinin yapılması ile olabilir.

Ekmek, buğday, bira, pasta – kurabiye – hamur işi, buğday ve spelt buğdayı, çavdar, arpa, makarna, kraker, gıda katı maddeleri ve salata sosları glüteni yüksek olan gıdalar arasında sayılıyor.

Gluteni Yüksek Olan Tahıllar Hangileri?

Bakıldığında glüteni yüksek olan tahıllar hangisi sorusuna da yanıt veriliyor. Oranı yüksek olan tahıllara bakarak, ona göre bir beslenme düzeninin oluşturulması sağlanabilir. Peki, hangi tahıllarda glüten oranı yüksek?

Yulaf, pirinç, süpürge darısı, keten tohumu, mısır, arator, karabuğday, darı, kinoa gibi tahıllarda da yüksek oranda vardır.

Glutensiz Gıdalar

Et ve tavuk, bal, terayağı, meyve, sebze, patates, yumurta, balık ve deniz ürünleri, soya, bakliyat, fındık, Ayçiçek yağı gibi gıdalar glütensiz gıdalar arasında yerini alıyor. Düzenli fve dengeli beslenme sağlanabilir.

253 Görüntülenme

Makalemizi Nasıl Buldunuz?

Lütfen Ne Kadar Sevdiğinizi Gösterin

Ortalama Puan / 5. Oy Sayısı:

Çok Şanslısın Senden Önce Kimse Bu Makaleye Puan Vermemiş. İlk SEN OL!

Okumaya Devam Et
Advertisement
Yorumlar İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DİYET

Kan Şekeri Düşüren 14 Doğal Yol

Published

on

Vücudumuz kandaki şekeri hücrelere yeteri kadar iletemediği zaman kan şekeri yükselir. Bu durum kontrol edilmediğinde, diyabete kadar gidebilir.

2009’da yapılan Türk populasyon araştırmasına göre Türkiye’deki diyabet öncesi bireylerin oranı %28,7 iken %13,7’si ise diyabet teşhisi almıştır.

Kan Şekeri Düşüren 14 Doğal Seçenek

1. Düzenli Egzersiz Yapmak

Düzenli egzersiz yapmak kilo vermeye yardımcı olduğu gibi insülin duyarlılığını da arttırır. İnsülin duyarlılığının artması kandaki glikozun hücrelere daha iyi taşınması demektir. Egzersiz kasların enerji olarak kandaki glikozun kullanılmasına ve kasların kasılmasına yardımcı olur.

Eğer kan şekerinin kontrolünde sorun yaşıyorsanız, düzenli olarak kan şekerinizi ölçmeniz gerekir. Yapılan egzersize göre kan şekerinin aldığı seviyeyi bilmek de önemlidir. Ağırlık kaldırmak, tempolu yürüyüş, koşma, bisiklete binme, yüzme yapılabilecek egzersizler arasındadır.

2. Karbonhidrat Alımını Kontrol Altına Almak

Vücudumuz karbonhidratı yapı taşları olan glikoza kadar parçalar daha sonra insülin hormonu yardımıyla parçalanan glikoz kanla hücrelere girer. Çok fazla karbonhidrat tüketildiğinde veya insülin hormonunun çalışmasında bir sorun olduğunda bu süreç sekmeye uğrar ve kandaki glikoz seviyesi yükselir.

Amerikan Diyabet Derneği (ADA) besin değişimi ve karbonhidrat sayımı ile karbonhidrat alımının kontrol edilebileceğini söylemiştir. Bazı çalışmalar bu yöntemlerin öğünleri doğru bir şekilde planlamada yardımcı olarak kan glikoz seviyesini olumlu yönce etkileyeceğini söylemiştir. Yapılan çalışmalar düşük karbonhidratlı bir beslenme programının kan şekerinin düşmesinde ve ani kan şekeri düşüşlerinin önlenmesinde etkili olduğunu göstermiştir. Dahası düşük karbonhidratlı beslenme  kan şekerini uzun vadede kontrol altında tutmaktadır.

3. Lif Alımını Arttırmak

Lif karbonhidrat sindirimini ve glikozun emilimini yavaşlatır. Bu nedenle kan şekerini kademeli bir şekilde yükseltir. Buna ek olarak tüketilen lifin türü de bu yükselmede etkilidir.

İki tip lif türü vardır, çözülebilen ve çözülemeyen lif. İkisi de önemli olmakla birlikte, çözülemeyen lifin kan şekerinin düşürülmesi üzerinde etkisi vardır. Ek olarak lif bakımından zengin diyet kan şekeri kontrolünü ve sağlayarak Tip-1 diyabetle mücadelede etkilidir.

Sebzeler, meyveler, kuru baklagiller ve tam tahıllar lif bakımından zengin besinlerdir.  Günlük alınması gereken lif miktarı kadınlar için 25 g, erkekler için 38 g’dır.

4. Su İçmek

Gün içerisinde yeteri kadar su içmek, kan glikoz seviyesini sağlıklı sınırlarda tutmaya yardımcı olur. Ek olarak vücudun susuz kalmasını engelleyerek, üre ile birlikte kandaki fazla glikozun böbreklerden atılmasına yardımcı olur.

Düzenli olarak su içmek kanı sulandırır, kandaki glikoz seviyesini düşürerek diyabet riskini azaltır.

Sıvı almak için yapacağınız en iyi tercih sudur. Şekerli ve gazlı içecekler vücudunuzun su ihtiyacını karşılayamadığı gibi kan şekerinin de yükselmesine neden olmaktadır.

5. Porsiyon Kontrolü Yapmak

Porsiyon kontrolü kalori alımında ve buna bağlı olarak kilo vermede etkilidir. Vücut ağırlığını kontrol altında tutmak kan şekerini olması gereken seviyeye getirip, Tip-2 diyabet riskini azaltır.

Porsiyon kontrolü yaparken dikkat edilmesi gerekenler;

  • Porsiyonları ölçün,
  • Daha küçük tabaklar kullanın,
  • Açık büfe restaurantlardan uzak durun,
  • Etiket okuma alışkanlığı kazanın ve yediklerinizin porsiyonlarını kontrol edin,
  • Beslenme günlüğü tutun.
  • Besinleri iyice çiğneyerek tüketin,

6. Glisemik İndeksi Düşük Besinler Seçmek

Glisemik indeks, karbonhidrat içeren besinlere karşı vücudun kan şekeri yanıtını gösterir. Karbonhidratın miktarı ve çeşidi kan glikoz seviyesinin nasıl etkileyeceğini belirler. Glisemik indeksi düşük besinlerle beslenmek Tip-1 ve Tip-2 diyabet hastalarında uzun vadede kan glikoz seviyesi düşürür.

Besinlerin glisemik indeksi ne kadar önemli olsa da tüketilen karbonhidratın miktarı da önemlidir.

Glisemik indeksi düşük olan besinler; deniz ürünleri, et, yumurta, yulaf, arpa, baklagiller, bazı sebzeler (lahana, karnabahar, brokoli, enginar, kereviz, patlıcan, kabak, biber, salatalık, domates, marul, kuru soğan, taze yeşil fasulye, turp, yer elması, çiğ havuç vb.), bazı meyveler ( kiraz, vişne, erik, greyfurt, şeftali, elma, armut, çilek, böğürtlen, karadut vb.)

7. Stresi Kontrol Altına Almak

Stres kan glikoz seviyenizi etkileyebilir. Glukangon ve kortizol gibi hormonlar stres esnasında salgılanır. Bu hormonlar kan glikoz seviyesini arttırır.

Yapılan bir çalışmaya göre egzersiz, dinlenme ve meditasyon anlamlı bir şekilde stresi azaltarak kan glikoz seviyesini düşürür. Egzersiz ve yoga gibi rahatlatan metotlar kronik diyabet hastalarında stresi azaltarak insülinin salgılanma sorununu azaltır.

8. Kan Şekerinin Ölçümünü Yapmak

Kontrol altında olan, düzen içindedir.

Kan glikozunu düzenli bir şekilde ölçmek, kontrol altında tutmaya yardımcı olur. Örneğin, bu kontrolleri yapmak öğünlerde ve ilaçlarla düzenleme yapmaya yardımcı olur. Aynı zamanda vücudun belli besinlere karşı verdiği tepki öğrenilmiş olur. Bu nedenle her gün kan şekeriniz ölçüp bir günlük tutmak yararlı olacaktır.

9. Yeteri Kadar Uyumak

Yeteri kadar uyumak vücudun sağlıklı olması için gereklidir. Yeteri kadar uyumamak ve yorgunluk da kan glikoz seviyesinde ve insülin duyarlılığında bozulmalara neden olmaktadır.

Uykusuzluk büyüme hormonunun salımını azaltır ve kortizol seviyesini arttırır. Bu iki hormon da kan glikozunun kontrolünde önemli rol oynar.

Dahası, iyi bir uyku önemlidir. Her gece yeteri kadar uykumuzu almamız gerekir.

10. Krom ve Magnezyumdan Zengin Beslenmek

Kan şekerinin yüksekliği ve diyabet aynı zamanda vitamin ve mineral eksikliğiyle de ilişkilendirilir.

Krom karbonhidrat ve yağ metabolizmasıyla ilişkilidir. Kan glikoz seviyesini kontrol eder ve krom eksikliği karbonhidrat toleransına yol açabilir.

Diyabet hastalarıyla yapılan iki çalışma, kromun uzun vadede kan glikozu üzerinde etkisi olduğu sonucuna varmıştır. Ancak başka bir çalışmada aynı sonuçlar bulunamamıştır.

Yumurta sarısı, tam buğday ürünler, kahve, kabuklu yemişler, brokoli ve et kromdan zengin besinlerdir.

Magnezyum da kan glikoz seviyesinde olumlu etkileri vardır ve magnezyum eksikliği diyabet riskinin artmasıyla ilişkilendirilmektedir.

Yapılan bir çalışmaya göre magnezyum kullananların %47’sinin diyabete yakalanma riski daha azdır.

Koyu yeşil yapraklı sebzeler, tam tahıllar, balık, bitter çikolata, muz, avokado ve baklagiller magnezyumdan zengindir.

11. Elma Sirkesi Tüketmek

Elma sirkesinin birçok yararı vardır.  karaciğerden glikoz üretimini azaltarak veya glikozun hücrelere girişini arttırarak kan glikozunun düşmesine yardımcı olur. Çalışmalara göre sirke vücudun glikoza karşı yanıtını etkiler ve insülin duyarlılığını geliştirir.

Elma sirkesini beslenme programınıza adapte etmenin en güzel yolu salatalara sos olarak 2 tatlı kaşığı eklemek ile olabilir.

Ancak kan şekerini düşürmek için bir ilaç kullanıyorsanız en doğru olan doktorunuza danışmaktır.

12. Tarçın Tüketmek

Tarçının bilinen birçok yararı vardır. Bunlardan bir tanesi hücresel seviyede insülin direncini azaltarak insülin duyarlılığını arttırır. Çalışmalar tarçının kan şekerini %29 oranında düşürdüğünü göstermektedir.

Tarçın karbonhidratların sindirim yolunda parçalanmasını yavaşlatarak yemekten sonra kan glikozunun yükselmesini kontrol altına alır. Tarçının insülin üzerinde de daha yavaş da olsa benzer bir etkisi vardır.

Tarçının etkili dozu günde 1-6 gram veya 1/2-2 çay kaşığıdır.

Ancak tarçının çok fazla kullanılması tehlikeli olabilir. Dikkatli

13. Çemen Tohumu Tüketmek

Çemen tohumu çok iyi bir çözünebilen lif kaynağıdır ve kan glikozunu kontrol etmede etkilidir.

Yapılan çalışmalarda çemen tohumunun diyabetiklerde kan şekerini düşürmede etkili olduğunu gösterilmektedir. Aynı zamanda açlık glikozunun düşürülmesinde ve glikoz toleransının gelişmesinde yardımcıdır.

Çemen tohumu kolaylıkla ev yapımı hamur işlerine katılabilir ve diyabetin tedavisinde kullanılabilir. Aynı zamanda çemen tohumu unu yapılabilir veya çaylara eklenebilir.

Çemen tohumu diyabetlilerin rahatlıkla kullanabildiği bir ottur. Günlük 2*5 g tüketilmesi önerilir.

14. Kilo Vermek

Sağlıklı bir kiloda olmak tüm hastalıkların en başarılı tedavi yöntemlerindendir. Kilo kontrolü kan şekerini düzene sokar ve diyabete yakalanma riskini azaltır.

Vücut ağırlığındaki %7’lik kayıp diyabete yakalanma riskini %58 oranında azaltır ve ilaçlardan daha etkili bir yöntemdir. Dahası bu düşüş senelerce korunabilir.

Diyabet riski için en önemli faktörlerden biri ve belki de en önemlisi bel kalınlığıdır. Kadınlarda 88,9 cm ve üzeri, erkeklerde ise 101,6 cm ve üzeri insülin direnci gelişiminde, kan şekeri yüksekliği ve tip-2 diyabete yakalanma riski ile ilişkilidir.

Bel kalınlığının istenilen düzeyde olması vücut ağırlığından daha önemlidir.

63 Görüntülenme

Makalemizi Nasıl Buldunuz?

Lütfen Ne Kadar Sevdiğinizi Gösterin

Ortalama Puan 3 / 5. Oy Sayısı: 4

Devamını Göster

Popüler Makaleler