İçeriğe geç
Sağlıklı Yaşam

Sjogren Sendromu Nedir?

M Misafir Diyetisyen 3 dk okuma 316 görüntülenme

Sjogren Sendromu Nedir?

Sjogren sendromu, tükrük ve gözyaşı gibi dış salgı bezlerine zarar veren kronik ve gizlice ilerleyen bir otoimmün hastalığıdır. Çoğu durumda, kadınlar bu hastalıktan mustariptir (erkeklerden 8-10 kat daha fazla). Hastalık genelde 35-50 yaşlarında kendini gösterir, ancak hastalık hem çocuklarda hem de yaşlılarda ortaya çıkabilir.

Hastalığın seyri çoğunlukla kroniktir, başlangıçta asemptomatik olabilir, zamanla, ağız kuruluğu ve gözlerde hassasiyet olarak ilerler. Sjogren sendromu, diğer romatizmal hastalıkların arka planında gelişen olayların aynısıdır.

Tedavinin veya yeterli tedavinin yokluğunda, Sjogren hastalığı olan hastalar ciddi komplikasyonlar geliştirebilir; iç organlara (böbrekler, akciğerler, periferal merkezi sinir sistemi ve diğerleri) zarar veren vaskülitler ortaya çıkabilir.

Semptomlar

  • Sürekli artan ESR
  • Antinükleer faktör (antinükleer antikorlar) ve / veya romatoid faktör pozitifliği
  • Lökopeni (4.0'dan az lökositler)
  • Yetişkinlerde veya çocuklarda tekrarlayan parotit (1'den fazla bölüm) (ateşle birlikte parotis şişmesi)
  • Ağız kuruluğu, sürekli su içme ihtiyacı
  • Dişte servikal çürükler
  • Göz kuruluğu, gözlerde "sert" his ve kızarıklık, fotofobi
  • Kornea ülseri olan / olmayan kuru keratokonjunktivit
  • Ülseratif unsurlar olsun veya olmasın alt ekstremite derisinde tekrarlayan hemorajik döküntü
  • Yüzün, ellerin, dekolte bölgesinin açık bölgelerinde eritemli döküntülerin ortaya çıkmasıyla ışığa duyarlılaşma
  • Parotis tükürük bezlerinin kalıcı genişlemesi

Spesifik olmayan belirtiler:

  • Eklem şişmesi
  • Eklem ağrısı
  • Subfebril ateş
  • Nefes darlığı
  • Parmaklarda üşüme.

Teşhis

  • Sjogren hastalığının teşhisi, bir uzman tarafından hastanın kapsamlı incelemesiyle yapılır.
  • Birkaç yöntem aşağıdakiler gibidir:
  • Siyalometri, parotis tükürük bezlerinin siyalografisi ve küçük tükürük bezi biyopsisi
  • Oftalmolog (Schirmer testleri, Norn testi)
  • İmmünolojik kan testleri (pozitif ANF, RF, aro, aLa antikorları).

Yüksek doz kortikosteroid kullanmadan, sitostatikler ve genetiği değiştirilmiş biyolojik preparatlar kullanarak Sjögren hastalığının tedavisi için benzersiz ve bireysel yaklaşımlar geliştirildi.

Neden Ortaya Çıkar

Aşağıdaki sepeblerden bir veya birkaçına bağlı olarak ortaya çıkabilir:

  • Igg4 ile ilgili hastalıklar varsa
  • Sistemik vaskülit (polianjitli granülomatoz)
  • Romatizmal hastalıklar (Sjogren hastalığı ve nadiren tekrarlayan polikondrit hastalıklar, Kogan sendromu ve diğerleri)
  • İdiyopatik iltihap
  • Histiyositoz
  • Sarkoidoz
  • Birincil Hodgkin olmayan lenfomalar
  • Tümörler, iyi huylu ve kötü huylu (pleiomorfik adenomlar, kanser)
  • Diabetes mellitusta
  • Hipomenstrüel sendromda
  • Karaciğer sirozunda

Sıkça Sorulan Sorular

Sjogren Sendromu nedir ve kimlerde daha sık görülür?
Sjogren sendromu, gözyaşı ve tükrük bezleri başta olmak üzere dış salgı bezlerini etkileyen kronik bir otoimmün hastalıktır. Genellikle 35-50 yaş arasındaki kadınlarda erkeklere göre 8-10 kat daha sık görülür.
Sjogren Sendromu'nun en yaygın belirtileri nelerdir?
En belirgin semptomlar ağız kuruluğu (sürekli su içme ihtiyacı) ve göz kuruluğudur (gözlerde 'kum' hissi, kızarıklık, ışığa hassasiyet). Ayrıca eklem ağrıları, yorgunluk ve cilt döküntüleri de görülebilir.
Sjogren Sendromu tedavi edilmezse ne gibi komplikasyonlar ortaya çıkabilir?
Yeterli tedavi alınmadığında, hastalık iç organlara (böbrekler, akciğerler, sinir sistemi) zarar veren vaskülit gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Bu nedenle erken teşhis ve yönetim önemlidir.
Sjogren Sendromu'nun teşhisi nasıl konulur?
Teşhis, uzman bir doktor tarafından hastanın detaylı muayenesi ve çeşitli testlerle konulur. Bu testler arasında kan testleri (ESR, antinükleer antikorlar, romatoid faktör), göz testleri (Schirmer testi) ve tükürük bezi fonksiyon testleri yer alabilir.
Sjogren Sendromu olan kişiler beslenmelerine nasıl dikkat etmelidir?
Ağız kuruluğu nedeniyle çiğnemesi ve yutması kolay, nemli gıdalar tercih edilmelidir. Şekerli ve asitli içeceklerden kaçınmak diş sağlığını korumaya yardımcı olur. Bol su tüketimi önemlidir. Kişiye özel beslenme önerileri için bir diyetisyenle görüşmek faydalı olacaktır.
M

Yazar

Misafir Diyetisyen

Zayıflama uzman yazar kadrosu.

Bunları da Okuyun