Öğrenme Güçlüğü Nedir?

2 min


Öğrenme Güçlüğü Nedir?

Öğrenme Güçlüğü Nedir?

Öğrenme güçlüğü, terim olarak 1963 senesinde Samuel A. Kirk tarafından kullanılmıştır. Okulda ciddi anlamda öğrenme sorunları yaşadığı halde, belirli diğer engelleri bulunmayan öğrenciler için genel olarak zihinsel yetenekleri normal sınırlar içinde veya normalin üstünde olmakla birlikte, öğrenme sorunları yaşayan çocukların yaşadığı problemleri kapsar.

Öğrenme güçlüğü, tedavisi için özel eğitsel teknikler gerektiren bir veya daha fazla eksikliktir. Bazı zihinsel yeteneklerin kullanılmakta zorluk yaşanması olarak da basit şekilde tanımlanabilir. Bu yetenekler; konuşma, anlama, dinleme, yazı yazma, sayısal mantık yürütme, problem çözme, matematiksel hesap yapma, hafıza, fikir üretme gib işlem ve eylemler olabilir. Sıklıkla çocuklarda görüldüğü gibi yetişkinlerde de görülebilir.

Öğrenme Güçlüğü Tanısı Nasıl Koyulur?

Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayınlanan tanı kriterleri doğrultusunda, aşağıda yer alan belirtilerden en az birinin varlığı ile belirlenmiş, öğrenme ve okul becerilerini kullanma güçlüklerinin, gerekli çözüm arayışlarında bulunulmuş olmasına rağmen, 6 ay ve üzeri bir zaman diliminde devam ediyor olması gerekir.

Bu belirtiler;

  • Sözcük okumanın yanlış olması, çok yavaş veya çaba gerektiriyor olması,
  • Okunan sözcüğü veya cümleyi anlama güçlüğü,
  • Harf harf söyleme ve yazma güçlüğü,
  • Yazılı olarak anlatma güçlükleri,
  • Sayı algısı, sayısal akıl yürütme ve hesaplama güçlükleridir.

Öğrenme Güçlüğü Tedavisi Nasıldır?

Tedaviye başlarken ilk adım psiko-eğitimdir. Eğitsel terapi, öğrenme güçlüğünün belirlenmesi ve tedavisi açısından büyük önem taşımaktadır. Daha sonra süreç içinde evde ve okulda eş zamanlı devam edecek bir özel eğitim programı hazırlanması gerekir.

Öğrenme Güçlüğü Olan Çocuğa Evde ve Okulda Yaklaşım Nasıl Olmalıdır?

Öğrenme güçlüğüne sahip olan çocuklar sevgiye, cesaret verilmesine ve desteğe gereksinim duyarlar. Ailelerin asıl amacı öğrenme güçlüğünü tedavi etmek değil, çocuklarının karşına çıkabilecek zorluklar sebebiyle sosyal ve duygusal ihtiyaçlarını karşılamak olmalıdır. Ev içindeki yapıcı ve uyumlu tavırlarına odaklanmak onun kendine güveninin gelişmesine katkı sağlar ve çocuk başına gelebilecek olası durumlarla nasıl mücadele edeceğini öğrenir, güçlenir ve dayanıklılığı artar.

Bu süreçte okul ve öğretmen desteği ile çalışmak ve onlarla iletişim halinde olmak büyük önem taşımaktadır. Öğretmenlerin bireyi tanıması ve rehberlik faaliyetleri doğrultusunda hareket etmesi ve bu doğrultuda çocuğun gelişmiş yönleri ön planda tutularak buna uygun hareket etmek tedavi sürecine yardımcı olur.


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir