Connect with us
Protelan Zayıflama Ürünü

MİNERALLER

Demir

Published

on

Demir Minerali

Demir Nedir? İnsan Sağlığı İçin Demir Minerali

Demir minerali vücudumuz için olmazsa olmazlardan biridir. Çünkü vücutta oksijenin taşınması gibi çok önemli bir görev üstlenmektedir.

Demir minerali çocuk gelişiminde de çok önemli bir ol oynar. Aynı zamanda da bağışıklık sistemini düzenler ve güçlendirir. Ancak en önemli görevi oksijeni taşıyan kırmızı kan hücrelerinde bulunan hemoglobini üretir. Eğer demir eksikliği söz konusu olur ise hemoglobin ve dolayısıyla kırmızı kan hücresi de düşer. Bu da vücuda alınan oksijeni azaltacağından organlarda derin doku tahribatları söz konusu olabilir.

Bu duruma demir eksikliği anemisi denmektedir. Tedavisi demir ilaçları ve demir ağırlıklı beslenme ile mümkündür. Yapılan bir araştırmaya göre toplam kadın nüfusunun yüzde 35’i, erkek nüfusunun yüzde 20’si ve gebelerin yüzde 50’si demir eksikliği anemisi ile karşı karşıyadır.

Demir Eksikliği Anemisinin Belirtileri Nelerdir?

Demir eksikliği anemisi kişinin kendisinin anlayabileceği bir durum değildir. Ancak sağlık kontrollerinde, uzman bir doktor tarafından iletilir. Ancak bazı belirtiler, demir minerali ölçümü için işaret vermektedir. İşte bu belirtiler,

  • Dudakların çatlaması ve ağız kenarlarında geçmek bilmeyen yaraların oluşması,
  • Vücudun güçsüz ve yorgun düşmesi,
  • Geçmek bilmeyen baş ağrısı,
  • Konsantre olmada güçlük,
  • Ciltte solgunluk,
  • Kulaklarda uğuldama,
  • Tırnakların kırılması,
  • Saçlarda dökülme,
  • Çocuklarda yürüme ve konuşmada gerilik,

İleri düzey demir eksikliğinde kişinin toprak ve buz yemeye isteklilik, çarpıntı durumu, huzursuz bacak sendromu gibi durumlarda artış söz konusu olacaktır.

Demir Eksikliği

Aslında demir eksikliğinin var olup olmadığını kişi kendi başına anlayamaz. Ancak bazı belirtiler ile hastaneye başvurabilir ve konu hakkında tetkikler yaptırabilir. İşte olası demir eksikliği durumunda söz konusu olabilecek bazı konular,

  • Genellikle kadınlar saç uçlarının çok kırılgan olduğundan ve saçlarının çabuk yıpranıp döküldüğünden, mat göründüğünden şikayetçidir. Eğer bakım ürünleri bir işe yaramıyor ve bu durum uzun süredir devam ediyor ise demir eksikliğinden söz etmek mümkündür.
  • Dilinizi çıkarıp kontrol ederek de demir eksikliği durumunu ortaya çıkarabilirsiniz. Eğer diliniz eskiye göre rengini kaybetmiş, daha beyaz, daha soluk ve şiş ise demir eksikliği söz konusudur.
  • Yine kadınlar sık sık tırnaklarının kırıldığından ve bir türlü hızlı uzamadığından şikayet eder. Kırılgan tırnaklar kalsiyum ve demir eksikliğinin bir göstergesidir.
  • Özellikle sporla uğraşan ev yoğun antrenman yapan kişilerde, idrarda kan görülebilir. Bu durum demir eksikliğinden kaynaklanan intravasküler şikayetinin bir parçasıdır.
  • Eğer el ve ayaklarınız yaz, kış bir türlü ısınmak bilmiyor ise bu da vücutta yeteli oksijenin, dolayısıyla yeterli demirin bulunmadığını gösterir,
  • Demir eksikliği vücudun bağışıklık sistemini düşüreceğinden kişi sık sık enfeksiyon riski ile karşı karşıya kalır. Eğer geçmek bilmeyen enfeksiyon rahatsızlıklarınız var ise tetkik yaptırmanızda fayda bulunuyor.

Neden Demir Eksikliği

Demir eksikliği aslında tek bir nedene bağlı ortaya çıkmaz. Folik asit, B12 ve kansızlık durumları demir eksikliğini de beraberinde getirecektir. Ayrıca demir eksikliğinin en büyük nedenlerinden biri de yanlış beslenme alışkanlıklarıdır. İşte hem yetişkinlerde, hem de çocuklarda demir eksikliği nedenleri,

  • Yanlış uygulanan diyet programı,
  • Anne sütü almayan bebeklerin demir takviyesi olmayan gıdalar ile beslenmesi,
  • 1 yaşından önce çocuklara inek sütü verilmesi,
  • Hazır ve işlenmiş yiyeceklerin sıkça tüketilmesi,
  • Hayvansal gıdaların yeterli oranlarda alınmaması,
  • Aşırı çay ve kahve tüketimi,
  • Sosis ve salam gibi işlenmiş gıdaların sıkça tüketilmesi,
  • Etin kavrularak ya da fazla pişirilerek tüketilmesi,
  • Kadınlarda aşırı adet kanaması,
  • Kürtaj ve düşük yaşamış olmak,
  • Mide ya da bağırsakta bulunan tümörler,

Demir Eksikliğin Giderilmesi İçin Beslenme Nasıl Olmalıdır?

Öncelikle demir eksikliğinden korunmak gerekmektedir. Bunun için taze meyve ve sebzeler, baklagiller çokça tüketilmelidir. Ayrıca C vitamini demirin bağırsaklardaki emilimini artıracağından sıkça tüketilmelidir. Tabi kafeinden uzak durmak ve çay, kahve tüketimini de azaltmak gerekmektedir. Ayrıca kepek de demir emilimini azaltan besinlerdendir. Bu nedenle çok sık tüketilmemeye dikkat edilmelidir. Kısacası demir emilimini artırmak ve demir eksikliğinden kurtulmak için tüketilecek besinler şöyledir,

  • Yumurta portakal suyu ve domates ile köftenin ise yeşil yapraklı sebzelerden oluşan salata ile tüketilmesi gerekmektedir,
  • Baklagiller iyi pişirilerek ve et ile pişirilerek tüketilmelidir,
  • Posalı gıdalardan ve kepek grubu yiyeceklerden uzak durulmalıdır,
  • Gıdalar saklanırken alüminyum ve çelik kullanılmamalıdır,
  • Özellikle keçiboynuzu pekmezi olmak üzere, kahvaltılarda birkaç kaşık pekmez tüketilmelidir,
  • Sürekli bitkisel gıdalar ile beslenilmemeli, hayvansal gıdalar içeren bir program da uygulanmalıdır,
  • Süt, yoğurt ve ayran gibi gıdalar yemekler ile birlikte değil, ara öğünlerde tüketilmelidir. Çünkü bu gıdalar demir emilimini azaltacağından yemekler ile birlikte alınmamalıdır,
  • Ispanak ve pazı gibi yeşil yapraklı sebzeler sık tüketilmelidir,
  • Ara öğün olarak kuru meyveler tercih edilmelidir,
  • Ispanak yoğurt yerine, yumurta ile birlikte tüketilmelidir,
  • Menemenler bol sebze ve yeşillik içermelidir,
  • Mercimek çorbası bol kıymalı hazırlanmalıdır,

Demir dendiğinde akla ilk olarak ıspanak gelmektedir. Ama kırmızı etin demir konusunda oldukça bonkör olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca yumurta sarısı, balık ve tavukta da bol miktarda demir bulunmaktadır. Eğer kişi vejetaryen bir yaşam sürüyor ve hayvansal gıdalar tüketmiyor ise kaçınılmak demir anemisi hastasıdır. Çünkü hayvansal gıdalardaki demir oranı ile bitkisel gıdalarda bulunan demir oranı asla karşılaştırılamaz.

İşlenmiş gıdaların faydadan çok zarar vereceği unutulmamalıdır. Bu nedenle demir eksikliğine iyi gelen gıdalar aynı zamanda taze ve mevsiminde olmalıdır.

489 Görüntülenme

Makalemizi Nasıl Buldunuz?

Lütfen Ne Kadar Sevdiğinizi Gösterin

Ortalama Puan 2.3 / 5. Oy Sayısı: 3

Çok Şanslısın Senden Önce Kimse Bu Makaleye Puan Vermemiş. İlk SEN OL!

Okumaya Devam Et
Yorumlar İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

MİNERALLER

Kalsiyum

Çocukların gelişimde sıklıkla duyduğumuz kalsiyum, aslında tüm hayatımız boyunca ve tüm yaş gruplarında önemli olan bir element mineraldir.

Published

on

Kalsiyum Nedir?

Kalsiyum Nedir?

Çocukların gelişimde sıklıkla duyduğumuz kalsiyum, aslında tüm hayatımız boyunca ve tüm yaş gruplarında önemli olan bir element mineraldir. İsmi Latincede “kireç” anlamına gelen “calx” sözcüğünden gelmektedir. 

Diş ve kemik sağlığının en önemli destekçisi olan kalsiyum anne karnından itibaren ihtiyaç duyulan bir destektir. Ca olarak sembolize edilen ve kireçten gelen kalsiyum, magnezyum, çinko, flor, sodyum gibi vücutta son derece önemli mineralleri de kapsar.  Toprak alkali bir metal olarak vücutta en fazla bulunan elementtir. En çok kemik ve dişlerde, geri kalanı  vücut sıvıları ve yumuşak dokularda bulunan kalsiyum, insan vücudunda yaklaşık 1.2 kilo oranında bulunur. Vücut dokularında da biriken kalsiyum, besinlerden karşılanır.

Teknik olarak Kalsiyum (Ca), kimyasal elementtir, periyodik tablonun 2. Grubunun (IIa) alkali toprak metallerinden biridir. İnsan vücudundaki en bol metalik element ve Dünya’nın kabuğunda en bol bulunan beşinci elementtir. İlk defa 1808’de Lumphru Davy tarafından kalsiyum hidroksitten elektroliz yoluyla elde edilmiştir.
Teknik Özellikleri
Atomik numara :20
Atom ağırlığı :40,078
Erime noktası :842 ° C (1,548 ° F)
Kaynama noktası :1.484 ° C (2.703 ° F)
Spesifik yer çekimi :1,55 (20 ° C veya 68 ° F)
Paslanma durumu :2
Elektron düzenlenişi :2 2 2 2 6 3 2 3 6 4 2

Oluşumu, Özellikleri Ve Kullanımları

Besinlerden aldığımız kalsiyum, %30-40 oranında vücut tarafından emilir. C vitamini ve D vitamini de yeterliyse en iyi biçimde vücuda katılır. Kalsiyumun faydaları sadece kemik ve diş sağlığı için yeterli değildir. Her insanın ihtiyaç duyduğu kalsiyum oranı değişiklik gösterir. Bebeklik döneminde ve yaşlılık döneminde ihtiyaç duyulan kalsiyum miktarı birbirinden farklıdır.

Her canlının yaşamı boyunca bedenininde dengeli olması gereken bu elementler sağlıklı beslenme düzeniyle eksiksiz olarak bulunur. Dengenin şaşması yani sağlıksız yaşam koşulları bu sorunları beraberinde getirdiğinde birçok hastalığa neden olur, birçok şikayete yol açarlar.

Kalsiyumun Faydaları ve Görevleri Nedir?

Vücuttaki hemen hemen tüm kalsiyum kemiklerde ve dişlerdedir. İskelet kanda ve başka yerlerde ihtiyaç duyulan kalsiyum için bir rezervuar görevi görür. Kemik büyümesi ve kalfikasyon için çocukluk ve ergenlik döneminde, yeterli kalsiyum alımı kritik öneme sahiptir. Çocukluk döneminde ve özellikle de ergenlik sırasında düşük kalsiyum alımı, osteoporoz daha sonra yaşamda, azalmış kemik kütlesi ile karakterize bir hastalıktır . Kemikler yoğunluğunu kaybettikçe kırılgan hale gelir ve normal zorlamalara dayanamaz; Elde edilen kırıklar, özellikle kalçada, yetersizlik ve hatta ölüme neden olabilir. Osteoporoz, gelişmiş toplumlarda ise özellikle kadınlarda postmenopozal yaygındır. Yaşam boyu yeterli kalsiyum alımı sağlayarak ve düzenli ağırlık egzersizlerine katılarak hastalık riski azaltılabilir. Post menopoz sonrası yıllarda yeterli miktarda kalsiyum alımı, kemik koruyucu ilaçlar kadar olmasa da, kemik kaybını yavaşlatıyor gibi görünmektedir.

  • Kemik ve diş sağlığı konusunda önemlidir. Dişlerin ve kemiklerin sağlam olması için, yetişkin bir insan ortalama 1000 mg kalsiyum tüketmelidir.
  • Kemik erimesi ve kanser oluşumunu önler.
  • Sırt ağrısına iyi gelir. Posdürün düzgün olmasına yardımcı olur.
  • Daha hareketli olmaya yardımcı olur.
  • Yapısal bütünlüğü ve metabolik işlevleri düzenler.
  • Kan basıncı ve pıhtılaşmasının normal düzeyde kalmasına yardımcı olur.
  • Kalp kaslarının düzenli çalışması ve sağlamlığı konusunda destek sağlar.
  • Sinir sisteminin çalışması için görev yapar, membranlar arası iletişimde görevlidir.
  • Gebelikte süt salınımına yardımcı olur.
  • Preeklamsi ve hipertansiyonu önler.
  • Östrojen hormonunun azalmasından sonra kemik kırığı riskini azaltır.
  • Kardiyovasküler hastalıklar ve diyabet gibi sorunlara karşı önleyicidir.
  • Metabolizmayı düzenler, metabolizmada görev alır.
  • Lizin ve arginin gibi aminoasitlerin emilimini arttırır.
  • Yaşlılık döneminde ve ergenlik dönemindeki kişilerin kemiklerinin kırılmasını önler. Günde iki bardak süt ya da ayran içilmesi önemlidir.

Normal bir insanın günlük kalsiyum ihtiyacı 800-1000 mg’dir. Bunun gebelik, emzirme ve yaşlılık dönemlerinde oranı değişmektedir.

  • Yaşlılarda 1200
  • Gebelerde 1300
  • 18 yaş altında 1300
  • Bebeklerde ise 400-800 mg arasında değişiklik göstermektedir.

Emziren kadınlarda da kalsiyum ihtiyacı fazladır. Bu yüzden günlük alınması gereken miktardan 300 mg daha fazla alınması gerekir.

Kalsiyum Emilimi Nasıl Artabilir?

Eğer vücudunuzda D vitamini depolarınız boşalmışsa kalsiyum emilimi de olmayacaktır. C ve D vitaminleri, fosfor kalsiyum emiliminde son derece önemlidir. Süt ürünlerinde kalsiyum emiliminin daha fazla olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması, fosfor dengesinin ayarlanması kalsiyum emiliminin arttırılması için destek verecektir.

Çok fazla posa içeren besinlerin tüketilmesi, çinko ve alüminyum alımının artması, menopoz sonrası dönem ve D vitamini yetersizliğinin olması, kalsiyum emiliminin azalmasına neden olur.  Hayvansal kaynaklardan alacağınız kalsiyumun bitkisel kaynaklara göre emiliminin daha fazla olacağını unutmayınız.

Kalsiyum Eksikliği

Kan kalsiyum seviyesi düştüğünde paratiroid uyarılır ve kemiklerden kalsiyum çekilir. Kalsiyum eksikliği osteoporoz, raşitizm, tetani gibi önemli hastalıklara neden olmaktadır. Hipokalsemi adı verilen kalsiyum eksikliği durumunda hormonal bozukluklar, D vitamini eksikliği,fosfor eksikliği, kronik ve hormonal bozukluklar, hatta ölümcül etkiler bile görülebilir. Vücuttaki kalsiyum oranının 1.0mmol/l altına düşmesi durumunda hipokalsemi durumundan söz edilebilir. İlaçla tedavi edilen bu durum, kemiklerin yıkımına neden olmadan kontrol altına alınmalıdır. Östrojen eksikliğinde kemik yıkımının hızlanması ve D vitaminin azalması söz konusu olabilir. Ayrıca gereğinden fazla protein alımı da kalsiyum atımını arttırır. Fazla kullanılan ve yemekle temas eden aliminyum kaplarda emilimin azalmasına neden olmaktadır.

Kalsiyum eksikliği belirtileri;

  • Uyuşukluk
  • Kas kasılması ve spazmlar
  • D vitamini eksikliği
  • Depresyon
  • Düşük tansiyon
  • Paratiroid hormonda azalma

Çay, kahve ve tuzu çok tüketen kişilerde kalsiyum eksikliğinin sıklıkla görüldüğü bilinmektedir. Yeşil sebzelerin bazıları da kalsiyum emilimini azaltmaktadır. 3-4 fincan dan fazla tüketilmemesi gereken çay ve kahve kullanımında aşırıya kaçmak olumsuz etkiye neden olabilir.

Kalsiyum Fazlalığı

Kalsiyum eksikliği gibi kalsiyum fazlalığı da bir sorundur. Günde iki gramdan fazla alınan kalsiyum kalsifikasyon adı verilen böbrek taşına neden olur. Aynı zamana yumuşak dokular da bu nedenle zarar görür. Kalsiyumun plazmada 1.5 mmol/l üzerinde olması, hiperkalsemi adını alan soruna neden olur. Kas sağlığı için çok önemli olan bu durum, ilaçla tedavi edilebilir. Ayrıc fazla kalsiyum alımının kalp krizini tetiklediği ortaya çıkmıştır.

Çok sinsi biçimde ilerleyen kalsiyum fazlalığı, kol ve bacaklarda ağrılar ve bitkinlikler ile kendini belli edebilir. Böbrek kumu dökülmesinin ve taş düşürülmesinin de en önemli nedeni bu sorundur.

Kalsiyum İçeren Besinler

En iyi kalsiyum kaynakları süt ve süt ürünleridir. Sonrasında pekmez, susam, fındık, yağlı tohumlar, yeşil yapraklı sebzeler ve kurubaklagiller kalsiyum içerir. Yumurta, turunçgiller ve tahıllarda ise çok az kalsiyum bulunur.

Süt, kefir, çökelek, ayran, yoğurt gibi süt ürünleri en güçlü kalsiyum kaynakları arasındadır. Kemik suyu kullanılarak yapılan yemekler kalsiyum açısından zengin olur. Özellikle yaşlıların çok iyi kalsiyum tüketmeleri gerekir. Kemiğin yapısı osteoporoz döneminde daha zayıf hale gelir. Bu da kemik kırılmaları riskinin artmasına neden olur.

Fiziksel aktivite, gençlerin kemik yapısını güçlendirir. Bu yüzden egzersiz her yaştan insan için son derece önemlidir.

Laktoz intoleransı Olanlar Ne Yapmalı?

Laktoz intoleransı olan kişiler kalsiyum ihtiyaçlarını süt ürünlerinden karşılayamazlar. Bu durumda süt ürünlerinin laktozsuz olan çeşitlerinin tercih edilmesi gerekir. Doktora danışarak kalsiyum takviyesi konusunda bilinçli tüketim yapılması son derece önemli. Diyetisyeninize danışarakta bitkisel içeriklerle ilgili porsiyon bilgisi almalısınız. Çünkü kalsiyum eksikliği dişlerinizin dökülmesine, kemiklerinizin kırılmasına vb. birçok soruna neden olabilir. Doğru bir beslenme düzeni ve takviyeyle laktoz intoleransı olanların da kalsiyum almaları sağlanır. Tabi ki doktorunuza danışmadan hiçbir kalsiyum takviyesini almamanız gerekir.

230 Görüntülenme

Makalemizi Nasıl Buldunuz?

Lütfen Ne Kadar Sevdiğinizi Gösterin

Ortalama Puan 0 / 5. Oy Sayısı: 0

Çok Şanslısın Senden Önce Kimse Bu Makaleye Puan Vermemiş. İlk SEN OL!

Devamını Göster

Popüler Makaleler