Connect with us
Protelan Zayıflama Ürünü

MİNERALLER

Çinko

Published

on

Çinko

Çinko Nedir?

Sağlığımız için önemli olan çinko minerali hormon ve enzimleri yönetmektedir. Üstelik vücudumuzdaki enzim sayısı 300’e yakındır ve bunların tamamı çinko tarafından üretilmektedir.

Vücudumuzdaki tükürük bezi, pankreas ve prostat bezi çinko salgılayan organlarımızdandır. Normal ve sağlıklı bir insan vücudunda olması gereken çinko miktarı 2 ya da 3 gram kadardır. Başta bağışıklık sisteminin düzenlenmesi olmak üzere, proteinlerin üretilmesine kadar varan pek çok görevi bulunmaktadır. Vücudumuzda bulunan kasların dayanıklı olması için çinko vazgeçilmez bir yapı taşıdır.

Çinko bazı organlarımızın dokularında yer alır ve bu organlarımızın sağlıklı bir şekilde görevlerini yerine getirmesini sağlar. İşte bu organlarımız,

  • Karaciğer,
  • Kaslar,
  • Böbrek,
  • Gözler,
  • Erkeklerde prostat bezi ev sperm,

Özellikle kabak çekirdeği, karides, yumurta, süt, peynir, tahıllar, karides, istiridye, balık ve et gibi gıdalarda bol miktarda çinko bulunmaktadır. Bu sayede özellikle enfeksiyonel hastalıklarda vücudun savunmaya geçmesine yardımcı olur. Ayrıca yaraların da daha kolay iyileşmesini sağlar.

Hangi Yiyeceklerde Çinko Bulunmaktadır?

En çok kırmızı ve istiridye olsa da çinkonun bulunduğu besinler bunlarla sınırlı değildir. İşte en çok çinko içeren besinler;

Kuzu eti: 100 gramında 6.7 mg çinko bulunduran kuzu eti, günlük yaklaşık çinko ihtiyacının yarısının karşılanmasına yardımcı olmaktadır. Elbette kuzu eti yalnızca çinko açısından değil, demir, fosfor, selenyum ve niasan açısından da oldukça zengindir.

Sarımsak: Sarımsağın saç dökülmesini engellediği bilinmektedir. Bunun temelinde içerdiği çinko bulunmaktadır. Tek başına insan sağlığı için gerekli olan tüm çinkoyu sağlamasa da önemli ölçüde bu ihtiyacı karşılayacaktır.

Kabak çekirdeği: 100 gramında 6.6 mg çinko bulunan kabak çekirdeği de tam bir çinko deposu sayılabilir. Günlük çinko ihtiyacının yaklaşık yüzde 44 – 45’ini yalnızca kabak çekirdeğinden karşılamak mümkündür. Ayrıca kabak çekirdeği prostat sağlığı açısından da oldukça önemli bir besindir.

Hindi eti: Tavuk yerine eğer hindi eti seçerseniz vücudunuza daha fazla çinko almış olursunuz. Çünkü hindi etinde bu mineralden bol miktarda bulunmaktadır.

Yer fıstığı: Yer fıstığı da bol miktarda çinko içeren besinlerdendir. Ancak kalorisi yüksek olduğu için kolay kilo almanıza neden olacaktır.

Ispanak: Ispanak yalnızca demir değil, çinko açısından da oldukça zengin bir besin kaynağıdır.

Bezelye: Çinko açısından zengin bir başka bitkisel bezin de bezelyedir.

Dana ciğeri: İyi kaynak olan dana ciğeri, günlük ihtiyacınızın büyük bölümünü karşılamaktadır.

Beyaz mantar: 100 gramında 8 mg çinko bulunduran mantar da iyi bir besin kaynağıdır. Üstelik dilediğiniz gibi pişirip tüketebilirsiniz. Doğada yetişen mantarlar ile karıştırılmaması gerekmektedir. Beyaz mantar kültür mantarı olarak bilinen besinlerdendir.

Yumurta sarısı: Kolesterol gibi bir probleminiz yok ise günde birkaç tane yumurtanın sarısını tüketerek ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.

Susam: Hem çinko, hem de kalsiyum açısından zengin olan susam da özellikle çocuklu yaşlarda sık tüketilmesi gereken bir besindir.

Çinko Eksikliğinin Belirtileri Nelerdir?

Çinko eksikliği sağlığı derinden etkileyebilecek komplikasyonları doğurabilmektedir. Bunların başında ise,

  • Görme bozuklukları,
  • Kısırlık,
  • İştahsızlık,
  • Saçta dökülmeler,
  • Yaraların iyileşememesi,
  • Çocuklarda büyüme gerilikleri,
  • Kolay grip olma ve soğuk alma,

Çinkonun İnsan Sağlığına Yararları Nelerdir?

Çinkonun pek çok faydası bulunmaktadır. Güzellik vermesi başta olmak üzere, pek çok insanın yakındığı saç dökülmesini engellemesi de bunların başında gelir. İşte diğer faydaları,

  • Parlak, gür ve doğal saçlara kavuşmanızı sağlar,
  • Cildinize parlaklık ve pürüzsüzlük verir,
  • Grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi hastalıklara kolay yakalanmanızı engeller ve çabuk iyileşmenizi sağlar,
  • Ergenliğin daha kısa sürede atlatılmasına yardımcı olur,
  • Sert ve güçlü tırnaklara sahip olmanızı sağlar,
  • Uçukların daha hızlı iyileşmesini sağlar,
  • Kemik yapısını güçlendirir,
  • Büyüme hormonlarının daha hızlı ve kolay salgılanmasına yardımcı olur,
  • Adet sancılarından kurtulmanızı sağlar,
  • Kısırlık gibi istenmeyen sorunları yok eder,

Çinko Eksikliği Sebepleri?

Aslında pek çok mineral gibi, çinko eksikliği de beslenme kaynaklı söz konusu olabilecek durumlar arasındadır. Örneğin yalnızca bitkisel ya da yalnızca hayvansal olmak üzere tek yönlü beslenen kişilerde çinko eksikliği daha sık görülmektedir. Ayrıca fazla alkol tüketimi de aynı şekilde vücuttaki çinkonun azalmasına neden olacaktır. Karaciğer enzim sorunları da yine çinko eksikliğini tetikler. Barbitürad ve kortizon içerikli ilaç kullananlarda çokça çinko eksikliği söz konusu olmaktadır.

Tüm bunların yanında bazı kronik hastalıklar da çinko eksikliğini tetikler. Örneğin kronik bağırsak rahatsızlıkları bunların başında seyretmektedir. Üstelik bu hastalıkların tedavisi sırasında da hastaya çinko takviyesi yapılmalıdır.

Günlük Alınması Gereken Çinko Miktarı

Hem çocuklar, hem de yetişkinler için çok önemli bir mineraldir. Dolayısıyla her gün alınması gereken bir dozu bulunmaktadır. İşte günlük ihtiyaç tablosu;

  • 0 ile 6 ay arası bebeklerde günlük 2 mg
  • 7 ile 12 ay bebeklerde 3 mg
  • 1 ile 3 yaş arası çocuklarda 3 mg
  • 4 – 8 yaş arası çocuklarda 5 mg
  • 9 ile 13 yaş arası çocuklarda 8 mg
  • 14 yaş ve üzeri erkeklerde 11 mg
  • 14 ile 18 yaş arası kadınlarda 9mg
  • 19 yaş üzeri kadınlarda 8 mg

Yeterli alınmaması durumunda özellikle çocuklu yaşlarda ilk büyüme gerilikleri görülmeye başlayacaktır. Özellikle çocukların kilo ve boy açısından yaşıtlarından geri kalması, bariz bir çinko eksikliği belirtisidir. Ayrıca çinko eksikliğinin sonuçları arasında geç ergenliğe girme, ergenlikten çıkamama, ağrılı adet görme ve kısırlık gibi yaşam kalitesini düşürücü sorunlar da bulunmaktadır.

100 Görüntülenme

Makalemizi Nasıl Buldunuz?

Lütfen Ne Kadar Sevdiğinizi Gösterin

Ortalama Puan 0 / 5. Oy Sayısı: 0

Çok Şanslısın Senden Önce Kimse Bu Makaleye Puan Vermemiş. İlk SEN OL!

Okumaya Devam Et
Yorumlar İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

MİNERALLER

Kalsiyum

Çocukların gelişimde sıklıkla duyduğumuz kalsiyum, aslında tüm hayatımız boyunca ve tüm yaş gruplarında önemli olan bir element mineraldir.

Published

on

Kalsiyum Nedir?

Kalsiyum Nedir?

Çocukların gelişimde sıklıkla duyduğumuz kalsiyum, aslında tüm hayatımız boyunca ve tüm yaş gruplarında önemli olan bir element mineraldir. İsmi Latincede “kireç” anlamına gelen “calx” sözcüğünden gelmektedir. 

Diş ve kemik sağlığının en önemli destekçisi olan kalsiyum anne karnından itibaren ihtiyaç duyulan bir destektir. Ca olarak sembolize edilen ve kireçten gelen kalsiyum, magnezyum, çinko, flor, sodyum gibi vücutta son derece önemli mineralleri de kapsar.  Toprak alkali bir metal olarak vücutta en fazla bulunan elementtir. En çok kemik ve dişlerde, geri kalanı  vücut sıvıları ve yumuşak dokularda bulunan kalsiyum, insan vücudunda yaklaşık 1.2 kilo oranında bulunur. Vücut dokularında da biriken kalsiyum, besinlerden karşılanır.

Teknik olarak Kalsiyum (Ca), kimyasal elementtir, periyodik tablonun 2. Grubunun (IIa) alkali toprak metallerinden biridir. İnsan vücudundaki en bol metalik element ve Dünya’nın kabuğunda en bol bulunan beşinci elementtir. İlk defa 1808’de Lumphru Davy tarafından kalsiyum hidroksitten elektroliz yoluyla elde edilmiştir.
Teknik Özellikleri
Atomik numara :20
Atom ağırlığı :40,078
Erime noktası :842 ° C (1,548 ° F)
Kaynama noktası :1.484 ° C (2.703 ° F)
Spesifik yer çekimi :1,55 (20 ° C veya 68 ° F)
Paslanma durumu :2
Elektron düzenlenişi :2 2 2 2 6 3 2 3 6 4 2

Oluşumu, Özellikleri Ve Kullanımları

Besinlerden aldığımız kalsiyum, %30-40 oranında vücut tarafından emilir. C vitamini ve D vitamini de yeterliyse en iyi biçimde vücuda katılır. Kalsiyumun faydaları sadece kemik ve diş sağlığı için yeterli değildir. Her insanın ihtiyaç duyduğu kalsiyum oranı değişiklik gösterir. Bebeklik döneminde ve yaşlılık döneminde ihtiyaç duyulan kalsiyum miktarı birbirinden farklıdır.

Her canlının yaşamı boyunca bedenininde dengeli olması gereken bu elementler sağlıklı beslenme düzeniyle eksiksiz olarak bulunur. Dengenin şaşması yani sağlıksız yaşam koşulları bu sorunları beraberinde getirdiğinde birçok hastalığa neden olur, birçok şikayete yol açarlar.

Kalsiyumun Faydaları ve Görevleri Nedir?

Vücuttaki hemen hemen tüm kalsiyum kemiklerde ve dişlerdedir. İskelet kanda ve başka yerlerde ihtiyaç duyulan kalsiyum için bir rezervuar görevi görür. Kemik büyümesi ve kalfikasyon için çocukluk ve ergenlik döneminde, yeterli kalsiyum alımı kritik öneme sahiptir. Çocukluk döneminde ve özellikle de ergenlik sırasında düşük kalsiyum alımı, osteoporoz daha sonra yaşamda, azalmış kemik kütlesi ile karakterize bir hastalıktır . Kemikler yoğunluğunu kaybettikçe kırılgan hale gelir ve normal zorlamalara dayanamaz; Elde edilen kırıklar, özellikle kalçada, yetersizlik ve hatta ölüme neden olabilir. Osteoporoz, gelişmiş toplumlarda ise özellikle kadınlarda postmenopozal yaygındır. Yaşam boyu yeterli kalsiyum alımı sağlayarak ve düzenli ağırlık egzersizlerine katılarak hastalık riski azaltılabilir. Post menopoz sonrası yıllarda yeterli miktarda kalsiyum alımı, kemik koruyucu ilaçlar kadar olmasa da, kemik kaybını yavaşlatıyor gibi görünmektedir.

  • Kemik ve diş sağlığı konusunda önemlidir. Dişlerin ve kemiklerin sağlam olması için, yetişkin bir insan ortalama 1000 mg kalsiyum tüketmelidir.
  • Kemik erimesi ve kanser oluşumunu önler.
  • Sırt ağrısına iyi gelir. Posdürün düzgün olmasına yardımcı olur.
  • Daha hareketli olmaya yardımcı olur.
  • Yapısal bütünlüğü ve metabolik işlevleri düzenler.
  • Kan basıncı ve pıhtılaşmasının normal düzeyde kalmasına yardımcı olur.
  • Kalp kaslarının düzenli çalışması ve sağlamlığı konusunda destek sağlar.
  • Sinir sisteminin çalışması için görev yapar, membranlar arası iletişimde görevlidir.
  • Gebelikte süt salınımına yardımcı olur.
  • Preeklamsi ve hipertansiyonu önler.
  • Östrojen hormonunun azalmasından sonra kemik kırığı riskini azaltır.
  • Kardiyovasküler hastalıklar ve diyabet gibi sorunlara karşı önleyicidir.
  • Metabolizmayı düzenler, metabolizmada görev alır.
  • Lizin ve arginin gibi aminoasitlerin emilimini arttırır.
  • Yaşlılık döneminde ve ergenlik dönemindeki kişilerin kemiklerinin kırılmasını önler. Günde iki bardak süt ya da ayran içilmesi önemlidir.

Normal bir insanın günlük kalsiyum ihtiyacı 800-1000 mg’dir. Bunun gebelik, emzirme ve yaşlılık dönemlerinde oranı değişmektedir.

  • Yaşlılarda 1200
  • Gebelerde 1300
  • 18 yaş altında 1300
  • Bebeklerde ise 400-800 mg arasında değişiklik göstermektedir.

Emziren kadınlarda da kalsiyum ihtiyacı fazladır. Bu yüzden günlük alınması gereken miktardan 300 mg daha fazla alınması gerekir.

Kalsiyum Emilimi Nasıl Artabilir?

Eğer vücudunuzda D vitamini depolarınız boşalmışsa kalsiyum emilimi de olmayacaktır. C ve D vitaminleri, fosfor kalsiyum emiliminde son derece önemlidir. Süt ürünlerinde kalsiyum emiliminin daha fazla olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması, fosfor dengesinin ayarlanması kalsiyum emiliminin arttırılması için destek verecektir.

Çok fazla posa içeren besinlerin tüketilmesi, çinko ve alüminyum alımının artması, menopoz sonrası dönem ve D vitamini yetersizliğinin olması, kalsiyum emiliminin azalmasına neden olur.  Hayvansal kaynaklardan alacağınız kalsiyumun bitkisel kaynaklara göre emiliminin daha fazla olacağını unutmayınız.

Kalsiyum Eksikliği

Kan kalsiyum seviyesi düştüğünde paratiroid uyarılır ve kemiklerden kalsiyum çekilir. Kalsiyum eksikliği osteoporoz, raşitizm, tetani gibi önemli hastalıklara neden olmaktadır. Hipokalsemi adı verilen kalsiyum eksikliği durumunda hormonal bozukluklar, D vitamini eksikliği,fosfor eksikliği, kronik ve hormonal bozukluklar, hatta ölümcül etkiler bile görülebilir. Vücuttaki kalsiyum oranının 1.0mmol/l altına düşmesi durumunda hipokalsemi durumundan söz edilebilir. İlaçla tedavi edilen bu durum, kemiklerin yıkımına neden olmadan kontrol altına alınmalıdır. Östrojen eksikliğinde kemik yıkımının hızlanması ve D vitaminin azalması söz konusu olabilir. Ayrıca gereğinden fazla protein alımı da kalsiyum atımını arttırır. Fazla kullanılan ve yemekle temas eden aliminyum kaplarda emilimin azalmasına neden olmaktadır.

Kalsiyum eksikliği belirtileri;

  • Uyuşukluk
  • Kas kasılması ve spazmlar
  • D vitamini eksikliği
  • Depresyon
  • Düşük tansiyon
  • Paratiroid hormonda azalma

Çay, kahve ve tuzu çok tüketen kişilerde kalsiyum eksikliğinin sıklıkla görüldüğü bilinmektedir. Yeşil sebzelerin bazıları da kalsiyum emilimini azaltmaktadır. 3-4 fincan dan fazla tüketilmemesi gereken çay ve kahve kullanımında aşırıya kaçmak olumsuz etkiye neden olabilir.

Kalsiyum Fazlalığı

Kalsiyum eksikliği gibi kalsiyum fazlalığı da bir sorundur. Günde iki gramdan fazla alınan kalsiyum kalsifikasyon adı verilen böbrek taşına neden olur. Aynı zamana yumuşak dokular da bu nedenle zarar görür. Kalsiyumun plazmada 1.5 mmol/l üzerinde olması, hiperkalsemi adını alan soruna neden olur. Kas sağlığı için çok önemli olan bu durum, ilaçla tedavi edilebilir. Ayrıc fazla kalsiyum alımının kalp krizini tetiklediği ortaya çıkmıştır.

Çok sinsi biçimde ilerleyen kalsiyum fazlalığı, kol ve bacaklarda ağrılar ve bitkinlikler ile kendini belli edebilir. Böbrek kumu dökülmesinin ve taş düşürülmesinin de en önemli nedeni bu sorundur.

Kalsiyum İçeren Besinler

En iyi kalsiyum kaynakları süt ve süt ürünleridir. Sonrasında pekmez, susam, fındık, yağlı tohumlar, yeşil yapraklı sebzeler ve kurubaklagiller kalsiyum içerir. Yumurta, turunçgiller ve tahıllarda ise çok az kalsiyum bulunur.

Süt, kefir, çökelek, ayran, yoğurt gibi süt ürünleri en güçlü kalsiyum kaynakları arasındadır. Kemik suyu kullanılarak yapılan yemekler kalsiyum açısından zengin olur. Özellikle yaşlıların çok iyi kalsiyum tüketmeleri gerekir. Kemiğin yapısı osteoporoz döneminde daha zayıf hale gelir. Bu da kemik kırılmaları riskinin artmasına neden olur.

Fiziksel aktivite, gençlerin kemik yapısını güçlendirir. Bu yüzden egzersiz her yaştan insan için son derece önemlidir.

Laktoz intoleransı Olanlar Ne Yapmalı?

Laktoz intoleransı olan kişiler kalsiyum ihtiyaçlarını süt ürünlerinden karşılayamazlar. Bu durumda süt ürünlerinin laktozsuz olan çeşitlerinin tercih edilmesi gerekir. Doktora danışarak kalsiyum takviyesi konusunda bilinçli tüketim yapılması son derece önemli. Diyetisyeninize danışarakta bitkisel içeriklerle ilgili porsiyon bilgisi almalısınız. Çünkü kalsiyum eksikliği dişlerinizin dökülmesine, kemiklerinizin kırılmasına vb. birçok soruna neden olabilir. Doğru bir beslenme düzeni ve takviyeyle laktoz intoleransı olanların da kalsiyum almaları sağlanır. Tabi ki doktorunuza danışmadan hiçbir kalsiyum takviyesini almamanız gerekir.

231 Görüntülenme

Makalemizi Nasıl Buldunuz?

Lütfen Ne Kadar Sevdiğinizi Gösterin

Ortalama Puan 0 / 5. Oy Sayısı: 0

Çok Şanslısın Senden Önce Kimse Bu Makaleye Puan Vermemiş. İlk SEN OL!

Devamını Göster

Popüler Makaleler