Connect with us

MİNERALLER

Molibden

Published

on

Molibden Mimeral

Molibden Minerali

Molibden eksikliğini pek duymadığımız için bu madde hakkında da bilgi sahibi olmamamız normaldir. Antik Çağda kurşun, galen gibi maddelerle birlikte aynı sınıfta olan molibden Japon kılıcı gibi ürünlerin üretiminde kullanılan malzemelerden biriydi. Sonra insan vücudu (Daha doğrusu canlıların vücutları) için de önemi ortaya çıktı. Kısaca MO olarak bilinen bu iz element, ince bağırsaklarda emildikten sonra atılır. İnsanlarda yaşamın devam etmesi için önemli olan bu süreçler bazı elementlerin toksiteyi dengelemesiyle sağlanır.

Molibden Nedir?

Periyodik cetvelde 42 numarayla bilinen bu element, supplement olarak tek başına kullanılmasa da bazı ürünlerin içine bulunan molibden kullanımı pek bilindik bir ihtiyaç değildir. Yetiştiği toprağa bağlı olarak değişiklik gösteren bu ürün, tohumlar, yapraklı yeşil sebzeler, tahıl tohumları ve bakliyat içinde bulunmaktadır. Amerika’da diyet için yaygın kullanılan bu madde fıstık ve fıstık ezmesinde bol miktarda bulunur. Sadece insanlarda değil tüm canlılarda yaşamsal faaliyetlerin dengeli biçimde sürdürülmesi için MO elementinin alımı önemlidir.

Molibden dört temel enzimi aktive ettiği için önemlidir. Bunlar ve özellikleri aşağıdaki şekildedir.

  • Sülfiti sülfata dönüştürür bu da tehlikeli sülfit birikimini önler
  • Toksik aldehitlerin parçalanmasını sağlar, karaciğerin alkolu ve kanser ilacını parçalamasına yardımcı olur
  • Xanthini ürik aside çevirerek idrarla atılmasını sağlar.
  • Mitokondrial amidoksimi azaltır

Bu elementin bakır fazlalığına karşı koruma sağladığı ortaya çıktığı için koruyucu etki gösterdiği bilinmektedir.

Molibden Kaynakları?

Sebze, meyve ve et ürünlerinde molibden oranı düşüktür. İçme suları molibden kaynağı olarak bilinmektedir. Her gün ortalama 20 mg tüketilmektedir. Yani günlük ihtiyacın yarısını tek başına sudan karşılayabilirsiniz. Bunun dışında fıstık ürünlerinde yüksek seviyede vardır.

  • Fıstık
  • Fıstık ezmesi
  • Bakliyat ürünlerinin tohumlu olanları
  • Su

İnsan beslenmesi en düşük su tüketiminde bile molibden dengesinin varlığını karşılayabilmektedir. Mercimek, fasulye, tahıl, organ etleri en bilinen molibden kaynakları arasındadır. Vücudun ihtiyacı çok az olduğu için insanlar takviye edici gıda olarak bu maddeye ihtiyaç duymaz. Ama takviye edici gıdaların içinde bulunurlar.

Molibden Eksikliği

Herhangi bir molibden eksikliği şikayeti bildirilmemiştir. Bu yüzden eksikliğinde ne olduğuna dair bulgu da yoktur. Memelilerde molibden eksikliği konusunda kükürt metabolizmasının bozulduğu gözlenmiştir. Bunun dışında herhangi bir sorun bildirilmemiştir. Ağız yoluyla alınan molibden hızlı biçimde sindirilmektedir. Molibden karaciğerde depolanır ve bağırsaklardan atılır. Hem dışkı hem de idrarla bir şekilde yok edilir. Tip 2 diyabet hastalarında molibden tutulumunun görülmesi dikkat çekmektedir.

Bazı araştırmalarda molibden eksikliği görülmüştür. Özofagus kanseri görülen popülasyonlarda saç ve tırnaklardaki molibden düzeylerinin düşük olduğu görülmüştür. Bebeklerde ise molibden eksikliği durumunda kalıtsal gen mutasyonu sorunu görülebilmektedir. Genelde bebekler normal görülür ve tedavi iyi iyileşmeyen nöbetler geçirirler. Böylece beyin anomalileri, sülfitin sülfata dönüşmemesi gibi belirtiler görülür. Maalesef etkilenen çocuklar hayatta kalmazlar. Nadir görülen bir hastalık olsa da dünyada 100 bildirilmiş bebek ölümü bu nedenden kaynaklanmıştır.

Molibden Kullanım Alanları

Canlılarda bitkilerde bulunur. Azot bağlama sürecinde katalizör işlevi görür. Böylece bitkilerin beslenmesinde kullanılmış olur. Büyüme, solunum gibi hücresel işlevlerde de görev yapmaktadır.

  • Yüksek sıcaklıkta dayanımı arttırmak
  • Hava taşıtları ve füze üretmek
  • Nükleer enerji üretmek
  • Sülfat kaydırıcı olarak
  • Katalizör olarak
  • Pigment olarak kullanılır.

Beslenmede Molibdenin Önemi

Molibden beslenme için demir ve magnezyum kadar önemli bir maddedir. Yüksek dozlar birçok konuda olduğu gibi bu madde için de sorun yaratmakla birlikte o olmadan vücutta toksinlerin birikmesi hızlanır. İz mineral olarak kullanılmasa da vücudun küçük de olsa ihtiyacı vardır. Ölümcül sülfit ve toksinlerin birikmesini önler.

Yüksek Molibden Alımı

Ciltte ciddi sorunlara neden olabilen yüksek molibden alımı kemik sağlığının zayıflamasına, gut benzeri eklem sıvısı birikmesine ve doğurganlığın azalmasına neden olmuştur. Erkeklerde sperm kalitesinin azalmasına yol açan bu durum, testesteron düzeylerinde küçülmelere neden olmuştur.

Aşırı kullanım inek gibi geviş getiren hayvanlarda bakır seviyesinin artmasına neden olduğundan tedavisi gerekebilmektedir. Birçok takviye edici gıdanın içinde molibden bulunmaktadır. Günlük molibden ihtiyaçları şu şekildedir:

  • 1-3 yaş 17 mcg
  • 4-8 yaş 22 mcg
  • 9-13 yaş 33 mcg
  • 14-18 yaş 43 mcg.
  • Yetişkinlerde 45 mcg
  • Hamile ve emzirenlerde ise günlük 50 mcg ihtiyaç vardır.

Bu yüzden çoğu insanın takviye olarak molibden kullanması tavsiye edilmez. Çünkü fıstık gibi yiyeceklerde bol miktarda olduğu bilinmektedir. Günlük 2000 MCG’den fazla alınmaması tavsiye edilmektedir.

Molibdenin Kilo Vermeye Etkisi

Molibden takviye edici gıdalar ve supplementler de çok sık kullanılır. Bunun nedeni bilinmemekle birlikte fıstık örneğinden yola çıkılabilir. Fıstık yağ oranı yüksek bir yemiştir. Bu yüzden fıstık tüketenler yağ alımı yaptığı için bir süre sonra yağ yakmaya başlar. Bu da kişinin kilo vermesini kolaylaştırır. Supplementlerde bu maddelerin olması da kas yapımını hızlandırıcı etki gösterebileceğinden tercih edilebilir.

420 Görüntülenme

Makalemizi Nasıl Buldunuz?

Lütfen Ne Kadar Sevdiğinizi Gösterin

Ortalama Puan 1.5 / 5. Oy Sayısı: 8

Okumaya Devam Et
Advertisement
Yorumlar İçin Tıkla

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

MİNERALLER

Kalsiyum

Çocukların gelişimde sıklıkla duyduğumuz kalsiyum, aslında tüm hayatımız boyunca ve tüm yaş gruplarında önemli olan bir element mineraldir.

Published

on

Kalsiyum Nedir?

Kalsiyum Nedir?

Çocukların gelişimde sıklıkla duyduğumuz kalsiyum, aslında tüm hayatımız boyunca ve tüm yaş gruplarında önemli olan bir element mineraldir. İsmi Latincede “kireç” anlamına gelen “calx” sözcüğünden gelmektedir. 

Diş ve kemik sağlığının en önemli destekçisi olan kalsiyum anne karnından itibaren ihtiyaç duyulan bir destektir. Ca olarak sembolize edilen ve kireçten gelen kalsiyum, magnezyum, çinko, flor, sodyum gibi vücutta son derece önemli mineralleri de kapsar.  Toprak alkali bir metal olarak vücutta en fazla bulunan elementtir. En çok kemik ve dişlerde, geri kalanı  vücut sıvıları ve yumuşak dokularda bulunan kalsiyum, insan vücudunda yaklaşık 1.2 kilo oranında bulunur. Vücut dokularında da biriken kalsiyum, besinlerden karşılanır.

Teknik olarak Kalsiyum (Ca), kimyasal elementtir, periyodik tablonun 2. Grubunun (IIa) alkali toprak metallerinden biridir. İnsan vücudundaki en bol metalik element ve Dünya’nın kabuğunda en bol bulunan beşinci elementtir. İlk defa 1808’de Lumphru Davy tarafından kalsiyum hidroksitten elektroliz yoluyla elde edilmiştir.
Teknik Özellikleri
Atomik numara :20
Atom ağırlığı :40,078
Erime noktası :842 ° C (1,548 ° F)
Kaynama noktası :1.484 ° C (2.703 ° F)
Spesifik yer çekimi :1,55 (20 ° C veya 68 ° F)
Paslanma durumu :2
Elektron düzenlenişi :2 2 2 2 6 3 2 3 6 4 2

Oluşumu, Özellikleri Ve Kullanımları

Besinlerden aldığımız kalsiyum, %30-40 oranında vücut tarafından emilir. C vitamini ve D vitamini de yeterliyse en iyi biçimde vücuda katılır. Kalsiyumun faydaları sadece kemik ve diş sağlığı için yeterli değildir. Her insanın ihtiyaç duyduğu kalsiyum oranı değişiklik gösterir. Bebeklik döneminde ve yaşlılık döneminde ihtiyaç duyulan kalsiyum miktarı birbirinden farklıdır.

Her canlının yaşamı boyunca bedenininde dengeli olması gereken bu elementler sağlıklı beslenme düzeniyle eksiksiz olarak bulunur. Dengenin şaşması yani sağlıksız yaşam koşulları bu sorunları beraberinde getirdiğinde birçok hastalığa neden olur, birçok şikayete yol açarlar.

Kalsiyumun Faydaları ve Görevleri Nedir?

Vücuttaki hemen hemen tüm kalsiyum kemiklerde ve dişlerdedir. İskelet kanda ve başka yerlerde ihtiyaç duyulan kalsiyum için bir rezervuar görevi görür. Kemik büyümesi ve kalfikasyon için çocukluk ve ergenlik döneminde, yeterli kalsiyum alımı kritik öneme sahiptir. Çocukluk döneminde ve özellikle de ergenlik sırasında düşük kalsiyum alımı, osteoporoz daha sonra yaşamda, azalmış kemik kütlesi ile karakterize bir hastalıktır . Kemikler yoğunluğunu kaybettikçe kırılgan hale gelir ve normal zorlamalara dayanamaz; Elde edilen kırıklar, özellikle kalçada, yetersizlik ve hatta ölüme neden olabilir. Osteoporoz, gelişmiş toplumlarda ise özellikle kadınlarda postmenopozal yaygındır. Yaşam boyu yeterli kalsiyum alımı sağlayarak ve düzenli ağırlık egzersizlerine katılarak hastalık riski azaltılabilir. Post menopoz sonrası yıllarda yeterli miktarda kalsiyum alımı, kemik koruyucu ilaçlar kadar olmasa da, kemik kaybını yavaşlatıyor gibi görünmektedir.

  • Kemik ve diş sağlığı konusunda önemlidir. Dişlerin ve kemiklerin sağlam olması için, yetişkin bir insan ortalama 1000 mg kalsiyum tüketmelidir.
  • Kemik erimesi ve kanser oluşumunu önler.
  • Sırt ağrısına iyi gelir. Posdürün düzgün olmasına yardımcı olur.
  • Daha hareketli olmaya yardımcı olur.
  • Yapısal bütünlüğü ve metabolik işlevleri düzenler.
  • Kan basıncı ve pıhtılaşmasının normal düzeyde kalmasına yardımcı olur.
  • Kalp kaslarının düzenli çalışması ve sağlamlığı konusunda destek sağlar.
  • Sinir sisteminin çalışması için görev yapar, membranlar arası iletişimde görevlidir.
  • Gebelikte süt salınımına yardımcı olur.
  • Preeklamsi ve hipertansiyonu önler.
  • Östrojen hormonunun azalmasından sonra kemik kırığı riskini azaltır.
  • Kardiyovasküler hastalıklar ve diyabet gibi sorunlara karşı önleyicidir.
  • Metabolizmayı düzenler, metabolizmada görev alır.
  • Lizin ve arginin gibi aminoasitlerin emilimini arttırır.
  • Yaşlılık döneminde ve ergenlik dönemindeki kişilerin kemiklerinin kırılmasını önler. Günde iki bardak süt ya da ayran içilmesi önemlidir.

Normal bir insanın günlük kalsiyum ihtiyacı 800-1000 mg’dir. Bunun gebelik, emzirme ve yaşlılık dönemlerinde oranı değişmektedir.

  • Yaşlılarda 1200
  • Gebelerde 1300
  • 18 yaş altında 1300
  • Bebeklerde ise 400-800 mg arasında değişiklik göstermektedir.

Emziren kadınlarda da kalsiyum ihtiyacı fazladır. Bu yüzden günlük alınması gereken miktardan 300 mg daha fazla alınması gerekir.

Kalsiyum Emilimi Nasıl Artabilir?

Eğer vücudunuzda D vitamini depolarınız boşalmışsa kalsiyum emilimi de olmayacaktır. C ve D vitaminleri, fosfor kalsiyum emiliminde son derece önemlidir. Süt ürünlerinde kalsiyum emiliminin daha fazla olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması, fosfor dengesinin ayarlanması kalsiyum emiliminin arttırılması için destek verecektir.

Çok fazla posa içeren besinlerin tüketilmesi, çinko ve alüminyum alımının artması, menopoz sonrası dönem ve D vitamini yetersizliğinin olması, kalsiyum emiliminin azalmasına neden olur.  Hayvansal kaynaklardan alacağınız kalsiyumun bitkisel kaynaklara göre emiliminin daha fazla olacağını unutmayınız.

Kalsiyum Eksikliği

Kan kalsiyum seviyesi düştüğünde paratiroid uyarılır ve kemiklerden kalsiyum çekilir. Kalsiyum eksikliği osteoporoz, raşitizm, tetani gibi önemli hastalıklara neden olmaktadır. Hipokalsemi adı verilen kalsiyum eksikliği durumunda hormonal bozukluklar, D vitamini eksikliği,fosfor eksikliği, kronik ve hormonal bozukluklar, hatta ölümcül etkiler bile görülebilir. Vücuttaki kalsiyum oranının 1.0mmol/l altına düşmesi durumunda hipokalsemi durumundan söz edilebilir. İlaçla tedavi edilen bu durum, kemiklerin yıkımına neden olmadan kontrol altına alınmalıdır. Östrojen eksikliğinde kemik yıkımının hızlanması ve D vitaminin azalması söz konusu olabilir. Ayrıca gereğinden fazla protein alımı da kalsiyum atımını arttırır. Fazla kullanılan ve yemekle temas eden aliminyum kaplarda emilimin azalmasına neden olmaktadır.

Kalsiyum eksikliği belirtileri;

  • Uyuşukluk
  • Kas kasılması ve spazmlar
  • D vitamini eksikliği
  • Depresyon
  • Düşük tansiyon
  • Paratiroid hormonda azalma

Çay, kahve ve tuzu çok tüketen kişilerde kalsiyum eksikliğinin sıklıkla görüldüğü bilinmektedir. Yeşil sebzelerin bazıları da kalsiyum emilimini azaltmaktadır. 3-4 fincan dan fazla tüketilmemesi gereken çay ve kahve kullanımında aşırıya kaçmak olumsuz etkiye neden olabilir.

Kalsiyum Fazlalığı

Kalsiyum eksikliği gibi kalsiyum fazlalığı da bir sorundur. Günde iki gramdan fazla alınan kalsiyum kalsifikasyon adı verilen böbrek taşına neden olur. Aynı zamana yumuşak dokular da bu nedenle zarar görür. Kalsiyumun plazmada 1.5 mmol/l üzerinde olması, hiperkalsemi adını alan soruna neden olur. Kas sağlığı için çok önemli olan bu durum, ilaçla tedavi edilebilir. Ayrıc fazla kalsiyum alımının kalp krizini tetiklediği ortaya çıkmıştır.

Çok sinsi biçimde ilerleyen kalsiyum fazlalığı, kol ve bacaklarda ağrılar ve bitkinlikler ile kendini belli edebilir. Böbrek kumu dökülmesinin ve taş düşürülmesinin de en önemli nedeni bu sorundur.

Kalsiyum İçeren Besinler

En iyi kalsiyum kaynakları süt ve süt ürünleridir. Sonrasında pekmez, susam, fındık, yağlı tohumlar, yeşil yapraklı sebzeler ve kurubaklagiller kalsiyum içerir. Yumurta, turunçgiller ve tahıllarda ise çok az kalsiyum bulunur.

Süt, kefir, çökelek, ayran, yoğurt gibi süt ürünleri en güçlü kalsiyum kaynakları arasındadır. Kemik suyu kullanılarak yapılan yemekler kalsiyum açısından zengin olur. Özellikle yaşlıların çok iyi kalsiyum tüketmeleri gerekir. Kemiğin yapısı osteoporoz döneminde daha zayıf hale gelir. Bu da kemik kırılmaları riskinin artmasına neden olur.

Fiziksel aktivite, gençlerin kemik yapısını güçlendirir. Bu yüzden egzersiz her yaştan insan için son derece önemlidir.

Laktoz intoleransı Olanlar Ne Yapmalı?

Laktoz intoleransı olan kişiler kalsiyum ihtiyaçlarını süt ürünlerinden karşılayamazlar. Bu durumda süt ürünlerinin laktozsuz olan çeşitlerinin tercih edilmesi gerekir. Doktora danışarak kalsiyum takviyesi konusunda bilinçli tüketim yapılması son derece önemli. Diyetisyeninize danışarakta bitkisel içeriklerle ilgili porsiyon bilgisi almalısınız. Çünkü kalsiyum eksikliği dişlerinizin dökülmesine, kemiklerinizin kırılmasına vb. birçok soruna neden olabilir. Doğru bir beslenme düzeni ve takviyeyle laktoz intoleransı olanların da kalsiyum almaları sağlanır. Tabi ki doktorunuza danışmadan hiçbir kalsiyum takviyesini almamanız gerekir.

202 Görüntülenme

Makalemizi Nasıl Buldunuz?

Lütfen Ne Kadar Sevdiğinizi Gösterin

Ortalama Puan / 5. Oy Sayısı:

Çok Şanslısın Senden Önce Kimse Bu Makaleye Puan Vermemiş. İlk SEN OL!

Devamını Göster

Popüler Makaleler